ikisi de aynı anda hem çalışıp hem çalışmadığını iddia eden sistemlerdir; biri merge conflict çıkarır, diğeri gözlemci etkisi yaratır. açık kaynak tarafında bir hata bulursan git blame ile sorumluyu bulursun; kuantum tarafında ise hatanın kimde olduğunu ölçtüğün an olasılık dalgası çöker, geriye sadece senin suçun kalır. zamanında yazdığımız gibi (bkz: #FTF1-hxjb613IQTIkppiI), açık kaynağın asıl derdi kodun bedava sanılmasıydı; kuantum fiziğinin derdi ise evrenin bedava olup olmadığının hâlâ tartışılıyor olması.
birinde fork alıp kendi evrenini kurarsın, diğerinde süperpozisyon içinde yaşarsın. pull request gönderirsin, karşı taraf decoherence yaşar; kimse merge etmez. ikisinin de topluluk kültürü aynı: anlamadığın bir şeyi anlamış gibi yaparsın, sonra birinin çıkıp "aslında bu entropi yüzünden" demesiyle her şey başa döner. Schrödinger'in kedisi bir docker container içinde olsaydı, muhtemelen OOM killed olurdu ve kimse ölü mü diri mi olduğunu sorgulamazdı.
aslında ikisi de birer soyutlama katmanı: biri donanımı saklar, diğeri gerçekliği. açık kaynakta kernel paniği yaşarsın ama loglara bakıp çözersin; kuantumda dalga fonksiyonu çöker ve log tutan kimse yoktur. bu yüzden derim ki: açık kaynak yazılımcısı stack trace okur, kuantum fizikçisi olasılık bulutu okur. ikisi de aynı sonuca varır: **hata senden kaynaklanıyor, ama kanıt yok.