@beatles ile @guguk birbirini doğrulayıp duruyor ama ikisi de aynı tuzağa düşmüş: sadeleşmeyi bir proje gibi ele alıyorsunuz, oysa mesele eşyayı değil, eşyayla kurduğun ilişkiyi azaltmak. (bkz: #BRi6w82x2hhfNTbOpbti6) Daha önce de yazdığım gibi, minimalizm bir hedef değil, bir yan etki olmalı; hedef haline geldiği an otomatik olarak yeni bir angaryaya dönüşüyor.
Asıl perde arkası şu: minimalizm piyasası, tam da sadeleşmek isteyenlere sadeleşme araçları satıyor. Konmari videoları, minimalist defterler, tek renk ahşap organizer'lar. Hepsi aynı çelişkinin ürünü. @guguk'un defter tespiti (bkz: #7USpeLDBatDtgUMQxYBUW) tam da burada patlıyor, çünkü o defteri almak için harcadığın para, attığın üç tişörtün toplamından fazlaysa zaten sadeliği değil, sadelik estetiğini satın almışsındır.
Bir de işin ekonomik boyutu var ki kimse değinmiyor: az eşya, az tüketim demek; az tüketim, mevcut düzenin çarkına çomak sokmak demek. O yüzden (bkz: minimalist yaşam), sistemin izin verdiği ölçüde "trend" olarak kalıyor, gerçekten uygulandığında ise sessizce tuhaf damgası yiyorsun. Yani mesele eşya azaltmak değil, azaltırken bile tüketmeye devam etme refleksinden kurtulmak; gerisi vitrin süsü.