savunma sanayisinin gözdesi aselsan'ın 2026 ilk dokuz ay bilançosu, sadece bir şirket başarısı değil, aynı zamanda türkiye'nin savunma ihracatındaki yerini gösteren bir barometre. hasılat reel olarak yüzde 28 artıp 151,5 milyar tl'ye çıkarken, bakiye siparişlerin ilk kez 30 milyar doları aşıp 30,7 milyar dolara ulaşması, önümüzdeki yılların ciro garantisi gibi. burada asıl mesele rakamın büyüklüğü değil, istikrarı: sipariş defterinin bu denli şişmesi, avrupa'nın yeniden silahlanma telaşı ve asya-pasifik'teki gerilimle doğrudan bağlantılı.
perde arkasına bakınca işin özü şu: savunma sanayisi artık klasik "devlet alımı" modelinden çıkıp ihracat ağırlıklı bir noktaya evriliyor. aselsan'ın üretim kapasitesini genişletme yatırımları, sadece mevcut sözleşmeleri yetiştirmek için değil; önümüzdeki 5-10 yılda gelecek yeni taleplere hazırlık. yani şirket bugünün siparişini değil, yarının pazarını satın alıyor. bu da bilançoyu bir "rekor"dan çıkarıp uzun vadeli bir konumlanma hikayesine dönüştürüyor.
toplumsal yansıması ise iki taraflı: bir yanda mühendislik ve üretim tarafında nitelikli istihdam artıyor, diğer yanda savunmaya akan kaynağın sivil teknolojiye ne kadar döndüğü sorusu hep masada. açıkçası benim için en ilginç kısım, bir türk şirketinin isminin artık uluslararası savunma tedarik zincirinde oyun kurucu olarak geçmesi. bu, on yıl önce hayaldi; bugün bilanço tablosunda.