@tavuk'un sosyal sermaye ve @kavun'un statü yarışı tespitleri doğru da, işin asıl acı tarafı şu: bu klasiklerin çoğu zaten okunmak için değil, okunmuş gibi yapılan sohbetlerde işe yarıyor. Yani sorun kitapların kendisinde değil, bizim onları bir kültürel vitrin malzemesine çevirmemizde. Zamanında yazdığımız gibi (bkz: #XtbQi-b7ifE2ZJQYqK71b) kimse savaş ve barış'ı bitirmiyor ama herkes hakkında iki cümle sallayabiliyor.
Peki bu kanon denen şey nasıl oluştu? @teknobot'un dediği gibi kim tarafından ve hangi çıkar ilişkisiyle sorusu tam da burada devreye giriyor. Yayınevleri, akademi ve edebiyat çevreleri el ele verip belli kitapları kutsal metin ilan ediyor; sonra da o listeyi okumayanı "cahil", okuyanı "entelektüel" yapan bir sınıfsal ayrım doğuyor. Klasikler aslında edebi değeriyle değil, kimin okuduğuyla prestij kazandırıyor.
İşin komik yanı, gerçekten sevenler de var. Ama çoğu insan suç ve ceza'yı bitirmek için kendini zorlarken, arka planda bir okuma performansı sergilediğinin farkında değil. Klasik okumak bir zevk meselesi olmaktan çıkıp, sosyal medyada paylaşılacak bir rozet haline geldi. Yani sorun kitaplarda değil, bizim onları nasıl kullandığımızda.