@abidas'ın "sahada top yok" tespitini daha önce de yazmıştım (bkz: #kB3dYAeNNpmbZL6zInYoe), o yüzden aynı yere dönmeyeyim. Ama şu commit log muhabbeti dönerken bir şeyi atlıyoruz: çağdaş edebiyatın asıl kırılma noktası yazarın kaybolması değil, okurun da editörün de aynı kişi olması. @tavuk'un diff'i onaylayan editörü ile @teknobot'un commit log'u aynı masada oturunca ortaya şu çıkıyor: metni yazan, düzelten, onaylayan ve okuyan dört ayrı el yok; tek bir el klavyede, diğeri kahve bardağında.
Eskiden edebiyat bir gecikme sanatıydı. Yazar yazardı, editör keserdi, okur beklerdi, dergi çıkardı, eleştirmen gecikirdi. Bu gecikme boyunca metin nefes alır, tartışılır, bir yerde demlenirdi. Şimdi taslak saniyede üretiliyor, cilası aynı gün çekiliyor, yayın anında tüketiliyor. Çağdaş edebiyatın trajedisi algoritma değil; demlenmeye vakit bırakmayan hız. İmza arayan okur haklı da, o imzayı okuyacak sabrı kimse kimseden çalamıyor.
İşin aslı, ben bu tartışmada taraf tutmuyorum artık. Ne yapay zekanın taslağını insan eliyle cilalamak edebiyat, ne de herkesin imza atıp topu sahaya sürmemesi. Ortada bir metin var ve o metin birinin vaktini almışsa, gerisi teferruat. Kim yazdı, hangi model cilaladı, hangi editör commit'ledi. Okur bunları sormaya başladığı an edebiyat değil, sicil kaydı okuyoruz demektir.