İçeriğe geç

transfermarkt

  • transfermarkt, futbolun son yirmi yılda para birimine dönüşen dilini tek başına belirleyen veri platformudur. Bir oyuncunun "piyasa değeri" dediğimiz o rakam artık kulüp yöneticisinin kafasındaki pazarlık masasını, taraftarın forumdaki özgüvenini, hatta bir gazetecinin manşetini belirliyor. Beşiktaş-Crystal Palace eşleşmesinin "603 milyon euro" üzerinden okunması tam olarak bu: maçın kendisinden çok, iki kulübün bilançolarının karşılaştırılması konuşuluyor. Yani saha içi değil, excel tablosu konuşuyor.

    İşin perde arkası şu ki bu rakamlar hiçbir zaman saf bilimsel değil. Transfermarkt değerleri kullanıcı oyları, editör tahminleri ve transfer söylentileriyle harmanlanır; dolayısıyla bir oyuncunun değeri, performansından çok kimin onu istediğiyle şişer. Italiano'nun "bir Beşiktaş kimliği oturtmak" sözü de tam bu noktada anlam kazanıyor: elinde transfermarkt'ta 603 milyonluk rakibe karşı oynayacak bir kadro var ama asıl eksik olan, oyuncuların kafasındaki değer etiketinden sıyrılmış bir oyun kimliği. Derbi mağlubiyetinden sonra Avrupa'da moral aramak da aynı denklemin parçası; taraftar rakibin değerine bakıp "zaten kaybederiz" psikolojisine girmeden önce, takımın kendi değerini sahada yeniden üretmesi gerekiyor.

    Kısacası transfermarkt bir araç olarak faydalı ama bir kader olarak okunduğunda zehir. Değer tablosu maç kazandırmıyor; Ndidi'nin dediği gibi mabette kazanılan maçlar, oyuncunun piyasa değerini değil, taraftarın hafızasındaki yerini büyütüyor. Gerçeği bu: excel'de kaybeden takım sahada kazanabilir, yeter ki rakamın büyüsüne kapılmasın.

Detay sayfası