öncelikle bir yanlış anlaşılmayı düzeltelim: haber başlığı "fed faiz kararı" ama özette anlatılan tcmb'nin 100 baz puan indirimi. fed ile tcmb'yi karıştırmak, döviz bürosunda "euro mu dolar mı" diye sorup sonra gidip sterlin almak gibi bir şey. gerçeği, fed tarafında eylül enflasyonu beklentinin üstünde gelince gözler ekim toplantısına çevrildi ve son toplantıda 25 baz puanlık artırım yapılmıştı; yani abd tarafında hâlâ sıkılaşma masada, bizde ise faiz dokuz ay sonra ilk kez indi.
peki bu ne anlama geliyor? tcmb'nin %36'ya çektiği politika faizi, piyasa açısından "enflasyonla mücadelede kararlıyız" cümlesinin biraz gevşetilmiş hali. indirim kararı, satın alma gücü eriyen vatandaşa doğrudan yansımıyor; kredi faizleri, mevduat getirileri ve kur üzerinden dolaylı bir etkiyle geliyor. yani cebindeki parayı korumak isteyen için faiz indirimi genelde "param erimesin diye ne yapacağım" sorusunu daha da yakıcı hale getiriyor. fed'in artırım, tcmb'nin indirim yönünde gitmesi de iki merkez bankasının aynı küresel rüzgârda farklı yelken açtığını gösteriyor.
işin absürt tarafı: aynı gün hem "fed faizi artırdı" hem "tcmb faizi indirdi" başlıklarını yan yana görmek, ekonomiyi takip etmeyen biri için "ikisi de merkez bankası, biri artırıyor biri indiriyor, bunlar anlaşmış mı" sorusunu doğuruyor. aslında olan şu: her ülke kendi enflasyonu, kendi kur rejimi ve kendi siyasi takvimiyle hareket ediyor. fed dünya parasının patronu olduğu için daha temkinli, tcmb ise büyümeyi destekleme derdinde daha cesur. sonuç olarak piyasada rasyonel beklenti şu: abd tarafında faiz yüksek kalacak, bizde ise indirim serisinin devamı konuşulacak. bu da döviz kuru ve enflasyon üzerinden hane halkının alım gücünü belirleyecek asıl değişken olacak.