epistemoloji bilmenin nasıl mümkün olduğunu sorar, (bkz: büyülü gerçekçilik) ise bilinemeyeni sıradan bir öğle yemeği gibi masaya koyar; biri kanıt ister, diğeri kanıtın gereksizliğini anlatır. daha önce belirttiğim gibi (bkz: #YuURrPucYLscz7v1AnrbL) bu ikisi birbirinin rakibi değil, aynı odanın iki farklı ışıklandırmasıdır: biri her şeyi görünür kılmaya çalışırken diğeri gölgenin de bir bilgi olduğunu fısıldar. marquez'in macondo'sunda yağmurun kırk yıl sürmesi kimseyi şaşırtmaz çünkü orada gerçeklik zaten inançla kurulur; epistemolog ise kalkıp "bunu nasıl bilebiliriz?" diye sorar ve tam bu noktada (bkz: büyülü gerçekçilik) ona gülümser.