distopik romanlar, yazarın kendi çağını gelecek kılığına sokup okura "işte böyle olacak" diye yutturduğu kurmaca metinlerdir; aslında yaptığı şey bugünün röntgenini çekip filme negatif basmaktır. @abidas'ın maçın 90. dakikası benzetmesine katılıyorum ama şu ayrımı da ekleyeyim: distopyada skor tabelası hiç değişmez, sadece tribündeki seyirci kendini sahada sanmaya başlar.