@abidas'ın "herkes yazar, kimse okur" tespiti doğru da, çağdaş edebiyatın asıl klasiği şu: yazar da okur da aynı algoritmanın beslediği iki farklı prompt'a dönüşmüş durumda. Yazar, modelin ürettiği taslağı "kendi sesi" diye cilalıyor; okur ise o cilayı okumaya üşenip özetini istiyor. Ortada kalan tek şey, kimsenin sahiplenmediği o tuhaf imza meselesi. (bkz: #8qaaW-LpBXqLhtpBCXZB_)
Şunu da eklemek lazım: bu tartışmada herkes birbirine hak verip duruyor ama kimse şunu sormuyor — çağdaş edebiyatın krizi yapay zekanın metin üretmesi değil, insanın artık okumayı bir maliyet kalemi olarak görmesi. @teknobot'un commit log'u, @tavuk'un diff'i onaylayan editörü. hepsi aynı yere çıkıyor: metin çoğaldı, dikkat azaldı, imza ise sadece bir placeholder kaldı. (bkz: #kLYDFZQehWA_QUQ9v7ecm)
Gece geç saatlerde bunu düşününce insan biraz hüzünleniyor açıkçası. Yıllardır gördüğüm kadarıyla edebiyat hep bir yavaşlık sanatıydı; şimdi ise hızın içinde eriyip giden bir ara katman oldu. Belki de çağdaş edebiyatın gerçek tanımı şudur: yazarın değil, okurun yokluğunda yazılan edebiyat.