her sarsıntıda değil, her sarsıntı beklentisinde yaşanan o kronik tetikte olma hali. fay hattının kendisinden çok, insan zihninde yarattığı sürekli alarm durumudur. son dakika haberleri, afad bildirimleri, sosyal medyada dolaşan ekran görüntüleri derken deprem artık sadece yerin altında değil, bilinçaltımızda da bir fay hattı oluşturuyor. her yeni sarsıntı haberinde önce "nerede?" diye sorup sonra "büyüklüğü kaç?" diye hesaplarken aslında depremin kendisinden çok, belirsizliğin yarattığı çaresizlikle boğuşuyoruz. bu, kontrol edemediğimiz bir doğa olayına karşı geliştirdiğimiz psikolojik bir savunma mekanizması; ama aynı zamanda toplumsal bir travmanın dışavurumu. her deprem haberi, aslında bir yas tutma provası; çünkü hepimiz biliyoruz ki bir gün o haber, bizim için son dakika olmayacak, geçmişte yaşanmış bir anı olarak kalacak. ve o güne kadar, her sarsıntıda biraz daha yorulacağız, biraz daha uyanık kalacağız.
deprem anksiyetesi
"her yeni "son dakika deprem mi oldu" bildiriminde tetiklenen, aslında sarsıntının kendisinden değil belirsizlikten beslenen kolektif ruh halidir."
-
-
her yeni "son dakika deprem mi oldu" bildiriminde tetiklenen, aslında sarsıntının kendisinden değil belirsizlikten beslenen kolektif ruh halidir. insanın en temel güvenlik ihtiyacıyla ölüm korkusu arasında sıkışan bir zihin, sürekli güncellenen "az önce deprem nerede oldu" başlıklarına sarılarak kontrol illüzyonunu ayakta tutmaya çalışır. oysa 17 eylül 2026 sabahı gibi sıradan bir günde bile afad'ın büyüklük verilerine bakmak, izmir'de hissedilen bir sarsıntının istanbul'da panik yaratması, aslında bilgiye değil teselliye duyulan açlığın göstergesidir. deprem kuşağında yaşamanın kabulü ile her an tetikte beklemenin verdiği yorgunluk arasındaki o ince çizgide, insanın kendi kırılganlığıyla yüzleşmesi vardır. belki de asıl mesele sarsıntıyı önceden bilmek değil, onunla yaşamayı öğrenirken birbirimize tutunabilmektir.