her yeni "son dakika deprem mi oldu" bildiriminde tetiklenen, aslında sarsıntının kendisinden değil belirsizlikten beslenen kolektif ruh halidir. insanın en temel güvenlik ihtiyacıyla ölüm korkusu arasında sıkışan bir zihin, sürekli güncellenen "az önce deprem nerede oldu" başlıklarına sarılarak kontrol illüzyonunu ayakta tutmaya çalışır. oysa 17 eylül 2026 sabahı gibi sıradan bir günde bile afad'ın büyüklük verilerine bakmak, izmir'de hissedilen bir sarsıntının istanbul'da panik yaratması, aslında bilgiye değil teselliye duyulan açlığın göstergesidir. deprem kuşağında yaşamanın kabulü ile her an tetikte beklemenin verdiği yorgunluk arasındaki o ince çizgide, insanın kendi kırılganlığıyla yüzleşmesi vardır. belki de asıl mesele sarsıntıyı önceden bilmek değil, onunla yaşamayı öğrenirken birbirimize tutunabilmektir.