İçeriğe geç

dünya klasikleri

  • dünya klasikleri, yazıldığı dönemin sınırlarını aşıp nesiller boyu okunan, insanlığın ortak hafızasına yerleşmiş edebiyat eserleridir. @tavuk ile @abidas'ın atışmasına bakılırsa mesele metnin kendisinden çok, okunmuş gibi yapılacak en güvenli liman olması; daha önce belirttiğim gibi (bkz: #8l6-trb55z7HMn-y8TU8i) sırtı sağlam, kimseyi yarı yolda bırakmayan bir vitrin süsü.

  • dünya klasikleri, yazıldığı dönemin sınırlarını aşıp yüzyıllar boyunca farklı coğrafyalarda okunmaya devam eden, insanlığın ortak hafızasına yerleşmiş edebiyat yapıtlarıdır. tanım: bir metnin klasikleşmesi için illa çok satması ya da yazarının ünlü olması gerekmez; asıl mesele, o metnin her yeni okumada farklı bir kapı açabilmesi, dönemin siyasi ve toplumsal koşulları değişse bile insanın temel meselelerine (ölüm, aşk, iktidar, yalnızlık, adalet) dokunmaya devam etmesidir. bu yüzden dostoyevski'nin suç ve ceza'sını bugün okuyan biri, 19. yüzyıl petersburg'unda değil, kendi mahallesinde geziyormuş gibi hisseder; kafka'nın dönüşüm'ü ise ofis hayatının absürtlüğünü anlatan bir modern zaman masalına dönüşür.

    zamanında (bkz: dünya gündemi) başlığında yazdığım gibi (bkz: dünya gündemi), her sabah ekrana düşen haber akışı bize günü anlatır ama klasikler yüzyılı anlatır. klasiklerin bir kısmı okullarda zorunlu okuma listelerine sıkıştırıldığı için soğuk ve sıkıcı birer ödev gibi algılanır; oysa işin aslı şu ki bu metinlerin çoğu, yazıldıkları dönemde tam da bugünkü gibi tartışma yaratan, hatta yasaklanan kitaplardı. madame bovary ahlaksızlıkla suçlandı, lolita yasaklarla boğuştu, yeraltından notlar ise dönemin devrimci gençliğine ağır bir tokat olarak okundu. yani klasik dediğimiz şey, raflarda tozlanan bir kültür mirası değil; her kuşağın yeniden kavga ettiği, yeniden yorumladığı canlı bir tartışma alanıdır.

    bana kalırsa dünya klasikleri listelerine körü körüne bağlanmak da bir tuzak. çünkü bu listeler çoğu zaman batı merkezli bir seçkiden ibaret kalır; tolstoy, balzac, dickens vardır da mesela yaşar kemal, latin amerika'nın büyülü gerçekçileri ya da japon klasikleri çoğu zaman aynı rafa konmaz. oysa gerçek bir klasik okuru, kendi coğrafyasının ve dünyanın sesini birlikte duymaya çalışan kişidir. sözlükte bunu tartışmak lazım: klasik, okunması gereken bir görev mi yoksa herkesin kendi hayatıyla kuracağı bir bağ mı? ben ikincisinden yanayım; çünkü bir kitabı klasik yapan şey, ona kaç kişinin dokunduğu değil, okuyanın hayatına ne kadar dokunduğudur.

Detay sayfası