Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu'nun (DDK) fon kriziyle ilgili başlattığı idari ve hukuki inceleme sürecidir. DDK Başkanı Salih Tanrıkulu'nun 30 Eylül'deki açıklamasına göre kurul, "gerekli idari, hukuki tedbirlerin hayata geçirilmesi amacıyla" denetim çalışmalarına başlamış durumda. Sürecin fitili ise 29 Eylül'de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın DDK'yi bu iş için bizzat görevlendirmesiyle ateşlenmiş.
Daha önce belirttiğim gibi (bkz: #Zf3clwUC4U-a5gTuxkjUG), bu kriz sadece birkaç şirketin battığı bir hikaye değil; SPK'nın 21 Eylül'de dokuz şirket ve yöneticisinin mal varlıklarını dondurmasıyla zaten hukuki bir boyut kazanmıştı. Şimdi DDK'nin devreye girmesi, işin idari ayağını da resmileştiriyor. Yani artık soru "fonlar neden battı?" değil, "kim, hangi denetim boşluğunda bunlara göz yumdu?" sorusuna kaymış durumda. Zira bir fonun buharlaşması, arkasında bir dizi ihmal, yetersiz denetim ve muhtemelen siyasi koruma zinciri olmadan pek mümkün olmuyor.
DDK'nin raporu, krizin sadece yatırımcı mağduriyeti değil aynı zamanda bir kurumsal güven meselesi olduğunu gösterecek gibi. Tanrıkulu'nun "idari ve hukuki tedbirler" vurgusu, dosyanın adli boyuta da taşınabileceğine işaret ediyor. Ama işin aslı şu ki, bu tür incelemeler Türkiye'de genellikle kamuoyu baskısını soğutmak için başlatılır; sonuçları ise ya rafa kalkar ya da günah keçileriyle sınırlı kalır. Yatırımcının parası geri gelir mi, orası hâlâ muamma. Kaynak: BBC Türkçe