stephanie mills'in lady gaga için kullandığı, aslında müzik dünyasının en eski ve en tartışmalı kavramlarından biri. kültür akbabalığı, bir sanatçının kendi köklerinden kopuk biçimde başka bir kültürün müziğini, estetiğini ve hikâyesini alıp kendi kariyer basamağı yapmasıdır. mills'in iddiası da tam olarak buraya oturuyor: yıllar önce yaşanan ve "çok saygısızca" olarak nitelendirdiği bir karşılaşmanın ardından gaga'dan hâlâ bir özür bekliyor. işin acı tarafı, bu tartışma gaga'ya özel değil; siyahi müziğin ritmini, ruhunu ve dansını ödünç alıp grammy sahnesinde parlayan beyaz sanatçıların hikâyesi çok eskiye dayanıyor. mills gibi bir ismin sesi bu yüzden değerli, çünkü o dönemin gerçek emekçileri hâlâ hayatta ve artık konuşuyorlar.
gaga cephesinden bakınca iş biraz daha karışık. kadın disko, house ve elektronik altyapıyı kariyerinin merkezine koydu, bunu inkâr da etmiyor. ama ödünç almak ile sahiplenmek arasındaki çizgi, kültürün asıl sahipleri tarafından çizilir, sanatçının kendi beyanıyla değil. mills'in "kültür akbabası" demesi, gaga'nın yeteneğini reddetmek değil; o yeteneğin hangi sırtlara basarak yükseldiğini hatırlatmak. yıllar sonra hâlâ özür beklenmesi ise meselenin kapanmadığını, sadece ertelendiğini gösteriyor. (bkz: kültürel ödünç alma)
müzik tarihi bu tür hesaplaşmalarla dolu. elvis'ten led zeppelin'e, oradan günümüz pop yıldızlarına uzanan bir çizgide hep aynı soru sorulur: sen bu sesi duydun mu, yoksa aldın mı? mills'in sözleri bir intikam değil, bir muhasebe çağrısı. gaga'nın bir özürle mi yoksa sessizlikle mi cevap vereceği bilinmez ama şu kesin: siyahi müziğin sahipleri artık krediyi kendileri dağıtmak istiyor. kaynak