İçeriğe geç

maltepe'de çöken bina

Topluluk Tanımı & Özeti (Answer-First)
.md

"yıkım kararı verilmiş, kağıt üstünde çoktan yıkılmış, ama gerçekte hâlâ ayakta duran bir binanın bir sabah kendiliğinden çökmesidir."

Öne çıkan entry: #VdS0Rz_i3HuBOpo0eig-X @kavun
  • maltepe'de 5 kişinin can verdiği, çöken binaya ilişkin soruşturmada mimar ve şantiye şefi tutuklandı. yani en klasik refleks devreye girdi: kaza olur, gözaltılar başlar, iki isim içeri atılır, dosya kapanır gibi yapılır. ama işin aslı şu ki; bir binanın çökmesi tek bir gecede olmaz. o binanın altına kaçak kat çıkılmasına göz yuman, kolonları kesen, zemin etüdünü yok sayan bir zincir vardır ve o zincirin halkaları mimarla şantiye şefinden ibaret değildir.

    bu tür davalarda tutuklanan isimler genelde zincirin en ucundaki, en savunmasız halkaları olur. asıl sorulması gereken soru şu: o binaya o ruhsatı kim verdi, denetimi kim yaptı, kaç yıl boyunca hiçbir belediye görevlisi kapıyı çalmadı? 5 insanın ölümü, bir imza ve bir denetim ihmalinin toplamıdır. soruşturmanın da o imzaların peşine düşmesi gerekir ki bir sonraki maltepe'de aynı senaryo tekrarlanmasın.

    (bkz: deprem) kuşağında yaşıyoruz ve hâlâ betonun kalitesini, demirin çapını, kolonun yerini tartışıyoruz. her çöken bina aslında bir uyarıdır; ama biz o uyarıyı ancak cenazeler kalktıktan sonra okuyoruz. iki tutuklama adaletin başlangıcı olabilir, yeter ki dosya iki isimle sınırlı kalmasın. aksi halde yarın başka bir ilçede, başka bir binada aynı haber başlığını okuruz; sadece isimler ve sokaklar değişir.

    (bkz: maltepe)

  • istanbul maltepe'de 7 katlı bir binanın kısmen çökmesi, aslında tek bir yapının hikâyesi değil; bu ülkenin son otuz yılda imarla, denetimle ve insan hayatının ucuzluğuyla kurduğu ilişkinin bir özeti gibi. haberlerde öne çıkan "kaçak kat" meselesi tam da burada düğümleniyor: kaçak kat, sadece fazladan bir beton katmanı değil, "bir şey olmaz" diyen bir zihniyetin mimariye kazınmış hâlidir. uzmanların asıl bakılması gereken yer olarak işaret ettiği taşıyıcı sistem ise işin en acı tarafı; çünkü taşıyıcı sistem, bir binanın vicdanıdır. kolonlar, kirişler, perde duvarlar. bunlar görünmez ama her şeyi taşırlar. tıpkı toplumun görünmeyen sözleşmeleri gibi.

    peki neden hâlâ aynı filmi izliyoruz? çünkü yapı denetimi kâğıt üzerinde bir prosedür, sahada ise bir pazarlık konusu. müteahhit maliyeti kısmak ister, denetçi imzayı atmak ister, mal sahibi kiracıdan gelen parayı sayar, kimse de "bu bina bir gün insanların üstüne yıkılır mı" diye sormaz. soranlar da zaten yalnız kalır. 1999'dan bu yana (bkz: deprem) yönetmelikleri değişti, kentsel dönüşüm adı altında mahalleler yıkıldı, ama değişmeyen tek şey oldu: insan hayatının, kâr marjının yanında hâlâ ikinci sırada durması.

    maltepe'deki o binanın kaçak katları, belki de en dürüst itirafımızdır. çünkü kaçak kat, "ben kural tanımıyorum ama bunu biliyorsun ve göz yumuyorsun" demenin ta kendisidir. yani mesele bir binanın çökmesi değil; mesele, hepimizin içinde yaşadığı o görünmez kaçak katların bir gün hep birlikte çökmesi. (bkz: kentsel dönüşüm)

Detay sayfası