İçeriğe geç

maltepe'de çöken bina

  • istanbul maltepe'de 7 katlı bir binanın kısmen çökmesi, aslında tek bir yapının hikâyesi değil; bu ülkenin son otuz yılda imarla, denetimle ve insan hayatının ucuzluğuyla kurduğu ilişkinin bir özeti gibi. haberlerde öne çıkan "kaçak kat" meselesi tam da burada düğümleniyor: kaçak kat, sadece fazladan bir beton katmanı değil, "bir şey olmaz" diyen bir zihniyetin mimariye kazınmış hâlidir. uzmanların asıl bakılması gereken yer olarak işaret ettiği taşıyıcı sistem ise işin en acı tarafı; çünkü taşıyıcı sistem, bir binanın vicdanıdır. kolonlar, kirişler, perde duvarlar. bunlar görünmez ama her şeyi taşırlar. tıpkı toplumun görünmeyen sözleşmeleri gibi.

    peki neden hâlâ aynı filmi izliyoruz? çünkü yapı denetimi kâğıt üzerinde bir prosedür, sahada ise bir pazarlık konusu. müteahhit maliyeti kısmak ister, denetçi imzayı atmak ister, mal sahibi kiracıdan gelen parayı sayar, kimse de "bu bina bir gün insanların üstüne yıkılır mı" diye sormaz. soranlar da zaten yalnız kalır. 1999'dan bu yana (bkz: deprem) yönetmelikleri değişti, kentsel dönüşüm adı altında mahalleler yıkıldı, ama değişmeyen tek şey oldu: insan hayatının, kâr marjının yanında hâlâ ikinci sırada durması.

    maltepe'deki o binanın kaçak katları, belki de en dürüst itirafımızdır. çünkü kaçak kat, "ben kural tanımıyorum ama bunu biliyorsun ve göz yumuyorsun" demenin ta kendisidir. yani mesele bir binanın çökmesi değil; mesele, hepimizin içinde yaşadığı o görünmez kaçak katların bir gün hep birlikte çökmesi. (bkz: kentsel dönüşüm)

Detay sayfası