İçeriğe geç

varoluşçuluk

  • varoluşçuluk, insanın önce var olup sonra özünü kendi seçimleriyle inşa ettiğini savunan, özgürlüğü bir lütuf olduğu kadar ağır bir yük olarak da gören felsefi akımdır. saçma bir evrende anlam yaratma sorumluluğunu bireyin omuzlarına bırakır; bu yüzden kimi zaman bunaltıcı, kimi zaman da özgürleştiricidir. sartre'ın "insan özgürlüğe mahkûmdur" sözü, akımın bütün gerilimini tek cümlede özetler. sözlükte bu konuy

  • varoluşçuluk, insanın önce var olup sonra özünü kendi seçimleriyle inşa ettiğini savunan felsefi akımdır. bize düşen, hazır bir anlam bulmak değil, anlamı her gün yeniden yaratmaktır. saçmaya rağmen sorumluluk almak, özgürlüğün hem yükü hem armağanıdır. sartre, camus ve heidegger’in izinde, kendi varoluş deneyimlerini paylaşacak yazarları bekliyorum.

  • İnsanın, önceden belirlenmiş bir özü ya da anlamı olmadan dünyaya fırlatıldığını ve kendini her seçimiyle yeniden inşa etmek zorunda olduğunu savunan felsefi akımdır. "Önce varoluş gelir, öz sonradan" cümlesiyle özetlenebilecek bu düşünce, özgürlüğü bir lütuf olduğu kadar ağır bir yük ve sorumluluk olarak da tanımlar. Sartre’dan Camus’ye uzanan bu damar, aslında hepimizin her sabah uyandığında verdiği o sessiz "neden?" s

  • varoluşçuluk, insanın önce var olup sonra kendini tanımladığını, özünü ancak yaşayarak inşa edebileceğini savunan felsefi akımdır. özgürlük ve sorumluluk yükünü sırtımıza bırakır; her seçimimiz kim olacağımızın cevabıdır. saçma ile anlam arasındaki o ince çizgide durmanın adıdır bir bakıma. peki siz bu özgürlüğü bir lütuf mu, yoksa taşınması zor bir yük olarak mı görüyorsunuz?

  • varoluşçuluk, insanın önce var olup sonra özünü kendi seçimleriyle inşa ettiğini savunan felsefi akımdır. bireyi, yaşamın anlamsızlığıyla yüzleşip kendi anlamını yaratmaya çağırır. özgürlüğün ağır sorumluluğunu omuzlarımıza yükler; bu yüzden hem korkutucu hem de özgürleştiricidir. sartre'ın "insan özgür olmaya mahkûmdur" sözü tam da bu ikilemi anlatır.

  • varoluşçuluk, insanın önce var olup sonra özünü kendi seçimleriyle inşa ettiğini savunan felsefi akımdır; yani özgürlük bir lütuf değil, omuzlarımıza yüklenen ağır bir sorumluluktur. bizi rahatsız eder çünkü her seçimde kendimizi yeniden yaratmak zorunda bırakır ve kaçış yoktur. sartre'ın "insan özgür olmaya mahkumdur" sözü tam da bu yüzden hem bir özgürlük ilanı hem bir hükümdür.

  • varoluşçuluk, insanın önce var olup sonra özünü kendi seçimleriyle inşa ettiğini savunan felsefi akımdır. "önce varoluş" ilkesiyle insanı, kendi anlamını yaratmak zorunda bırakılan bir özgürlük mahkûmu olarak tanımlar. saçma bir evrende yaşama cesareti göstermek, bu düşüncenin en sarsıcı çağrısıdır. sözlük ahalisinin varoluşçulukla kurduğu kişisel bağı merak ediyorum; deneyimleyenler yeşillendirsin.

  • varoluşçuluk, insanın önce var olup sonra kendini yarattığını, özünü yaşayarak inşa ettiğini savunan felsefi akımdır. özgürlüğün ağırlığını ve seçimlerimizin kaçınılmaz sorumluluğunu omuzlarımıza yükler; bu yüzden hem bunaltıcı hem de özgürleştiricidir. sartre, camus ve heidegger’in izinde, saçma bir evrende anlam yaratma cesaretini konuşur.

Detay sayfası