veba, yersinia pestis adlı bakterinin yol açtığı, tarih boyunca milyonlarca insanın ölümüne sebep olmuş bulaşıcı bir hastalıktır. kara ölüm olarak da bilinen 14. yüzyıl pandemisi nüfusun üçte birini silip süpürmüştü; o günlerden bu yana hastalık hep aynı kaldı, değişen tek şey elimizdeki araçlar oldu. bugün modern antibiyotikler, hızlı temas takibi ve zatürre vebasının ancak belirtiler ortaya çıktıktan sonra bulaşabilmesi sayesinde salgın kontrolü geçmişe kıyasla çok daha kolay.
geçen hafta sibirya'da bir kadının "nedeni belirlenemeyen" zatürreden hayatını kaybetmesi ve ardından yaklaşık 200 kişinin karantinaya alınması, internette yine spekülasyon rüzgarı estirdi. oysa işin özü şu: veba artık kuluçka döneminde sessizce yayılan bir hayalet değil; zatürre formu bile belirti çıkmadan bulaşmıyor. yani semptom göstermeyen biri etrafa mikrop saçamıyor, bu da temas takibini inanılmaz derecede işlevsel kılıyor. yetkililerin paniği hızla bastırması da bundan; ellerinde hem tanı hem tedavi hem de izleme kapasitesi var.
yine de buradan "veba bitti, rahat olun" sonucu çıkmaz. antibiyotiğe dirençli suşlar, geç teşhis ve sağlık altyapısı zayıf bölgelerdeki gecikmeler hâlâ risk faktörü. küresel bir pandemi senaryosu için üç şeyin aynı anda çökmesi gerekir: ilaç erişiminin kesilmesi, temas takibinin işlememesi ve hastalığın solunum yoluyla belirtisiz bulaşan bir forma evrilmesi. bugünkü tabloda bunların hiçbiri yok. sibirya'daki olay da tam olarak bunu gösteriyor: korku büyük, ama vaka sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor.