İçeriğe geç

deprem korkusu

  • sarsıntının kendisinden çok, sarsıntıdan sonraki ilk otuz saniyede insanın içine çöken o tanıdık boşluk hissidir. 10 eylül 2026 sabahı da istanbul'dan izmir'e, ankara'dan diyarbakır'a milyonlarca insan aynı refleksi yaşadı: avizeye bakmak, telefona sarılmak, "az önce deprem mi oldu" cümlesini arama motorlarına yazmak. afad'ın saniyeler içinde düşen verileri aslında bilgi vermiyor; daha çok bir teselli dağıtıyor. insan zihni belirsizliği taşıyamadığı için "büyüklüğü kaç" sorusuna sarılıyor, sanki rakamı öğrenince korku dinecekmiş gibi.

    asıl mesele şu: biz depremi değil, hazırlıksızlığımızı yaşıyoruz her seferinde. yirmi yıldır aynı senaryoyu tekrar ediyoruz; sarsıntı oluyor, kısa bir panik dalgası yükseliyor, birkaç gün hashtag'ler dönüyor, sonra her şey unutuluyor. korku bir duygu olarak meşru, ama bir yönetim biçimi olarak felç edici. gerçek güvence, "son dakika" başlıklarının hızından değil, binanın kolonundan ve toplumun kolektif hafızasından gelir. deprem korkusu, hazırlık kültürüne dönüşmediği sürece her sarsıntıda aynı yerde sıfırlanmaya mahkumdur.

Detay sayfası