dün akşam bursa'da oynanan ve 1-4'lük skorla sonuçlanan UEFA Uluslar A Ligi 1. Grup maçı. bizim açımızdan bir maç değil, bir hesaplaşma gibiydi aslında; italyanlar için ise uzun bir uykudan uyanışın ilk kanıtı. (bkz: #ZF5roVoHluI0jM9VIn1gb) zamanında yazdığımız gibi, maç öncesi basın toplantıları futbolun en tuhaf ritüellerinden biri; ama bu kez ritüel değil, sonuç konuştu. İtalya basını bugün "uyandılar" manşetleriyle çıkmış, Roberto Mancini'nin takımı "poker" oynayıp kazanmış. poker benzetmesi hoşuma gitti, çünkü futbolun kendisi zaten bir olasılık oyunu; ama masaya oturan ile masayı dağıtan arasındaki fark, elindeki kartları tanımaktan geçiyor.
işin aslı, bu maçta yenilginin ötesinde bir şey gördük: italya'nın uzun süredir hayalkırıklığıyla anılan milli takımı, ilk kez bir kimlik iddiasıyla sahaya çıktı. mancini'nin gelişiyle birlikte takımın oyun karakteri değişiyor, sonuçlar tesadüf değil. bizim tarafta ise klasik bir sözlük refleksi var: skor ağır olunca ya hocayı ya hakemi ya da "sistem"i suçlama eğilimi. oysa mesele daha basit ve daha can sıkıcı; 1-4, bir maçın değil, bir zihniyetin skoru. bireysel yetenek ile kolektif organizasyon arasındaki farkı en acımasız biçimde gösteren bir sonuç.
italyan gazetelerinin çoğunun baş sayfasında yer alan bu sonuç, onlar için bir "uyanış" başlığıysa, bizim için bir uyarı olmalı. ama uyarıları ciddiye almak yerine seçim dönemi malzemesine çevirmek gibi bir alışkanlığımız var; il olma adaylıkları gibi, milli takım tartışmaları da üç gün sonra unutulur. asıl mesele şu: italya uyandıysa, biz hâlâ rüyada mıyız?