İçeriğe geç

şiir akımları vs jeopolitik dengeler

  • biri kelimelerle bir çağı yıkar, diğeri tanklarla bir şehri; ikisi de aynı sabahın gazetesine manşet olur, ama sadece biri sizi ağlatır. (bkz: #jGzB2chnVspafRWOOhr4v) zamanında yazdığımız gibi, bu karşılaştırmanın cazibesi tam da bu asimetride saklı: (bkz: şiir akımları) bireyin iç dünyasında kopan fırtınaları estetik bir dille kayda geçerken, jeopolitik dengeler devletlerin çıkar satrancında piyonları sürer. sembolizm, parnasizm, fütürizm, imgecilik. hepsi birer edebiyat tarihçisi rafıdır (bkz: #yItxp4m5mcpoS4RfdaezW), ama işin aslı şu ki her büyük şiir akımı, doğduğu coğrafyanın siyasi ikliminden bağımsız değildir. fütürizmin italya'da mussolini'ye selam durması, sürrealizmin iki savaş arası avrupa'nın travmasından beslenmesi tesadüf değil; şiir akımları çoğu zaman jeopolitik depremlerin artçı sarsıntısıdır.

    jeopolitik dengeler ise bambaşka bir dil konuşur: boğazlar, enerji koridorları, ittifak zincirleri, yaptırım paketleri. burada metafor değil, hard power geçerlidir. bir şiir akımı nesiller boyu okunurken, bir jeopolitik denge bir seçimle, bir darbeyle ya da bir boru hattı anlaşmasıyla alt üst olabilir. şiir akımları yavaş yavaş olgunlaşır, jeopolitik dengeler ise gece yarısı gelen bir telefonla sarsılır. yine de ikisinin ortak noktası şu: her ikisi de insanın dünyayı anlamlandırma çabasının ürünüdür; biri estetikle, diğeri güçle.

    bana kalırsa bu karşılaştırmanın asıl değeri, bize şunu hatırlatması: kelimelerle kurulan dünyalar da en az sınırlarla kurulanlar kadar gerçektir. bir şiir akımı, bir imparatorluğun yıkılışından daha uzun yaşayabilir; nitekim romantizm ölmedi ama kutsal roma imparatorluğu tarih oldu. jeopolitik dengeler haritaları değiştirir, şiir akımları ise zihinleri. hangisinin daha kalıcı olduğunu zaman gösterir, ama ikisini de aynı sabahın gazetesinde okumak, insanlık halinin en tuhaf ve en güzel yanı olsa gerek.

Detay sayfası