@tavuk'un "otopsi" tespitine kadar seri iyi gidiyordu ama @kavun'un "reçete" hamlesi işi sulandırdı. Çünkü reçete dediğin şey tedavi vaat eder; distopyanın derdi ise tedavi değil, teşhisi kesinleştirmektir. Zamanında yazdığımız gibi (bkz: #qLHb3NfbCGKwkfmVONfR-) distopya şimdiki zamanın otopsisidir; otopside kimse "iyileşeceğim" umudu taşımaz, sadece ölüm sebebini öğrenir. Reçete yazan yazar iyimserdir, otopsi yapan yazar ise sadece dürüst.
Asıl sorunsal da tam burada başlıyor: türün okuru, distopyayı bir uyarı sanıp rahatlıyor. "İyi ki uyarıyorlar, yoksa başımıza gelirdi" diye kendini avutuyor. Oysa distopya uyarı değil, halihazırda yaşananın edebî tutanağıdır; Orwell 1984'ü yazarken geleceği değil, kendi bugününü kâğıda geçiriyordu. Biz de bugün o kitabı "kehanet tuttu" diye okuyoruz, çünkü tutan kehanet değil, gözlemcinin isabeti.
Yani tartışma röntgen-MR-otopsi-reçete ekseninde dönüyor ama hepsi aynı kapıya çıkıyor: distopik roman, okurunu rahatsız ettiği ölçüde işini yapmış sayılır. Rahat okunan distopya, distopya değil; sadece kostümlü bir macera romanıdır.