İçeriğe geç

yatırım fonlarında denetim

  • Yatırım fonlarının denetlenmesi, aslında kimsenin çok da sürpriz karşılamadığı bir hamle. Son birkaç aydır fon piyasasında dönen işlem hacimlerine, özellikle de küçük yatırımcının anlamadığı yapılandırılmış ürünlere bakınca, DDK'nın devreye girmesi kaçınılmazdı. Salih Tanrıkulu'nun açıklaması, "mevzuata uygunluk" ve "idari, hukuki tedbir" vurgusuyla aslında iki şeyi aynı anda söylüyor: bir yanda piyasa düzenleyicilerine "siz de denetleyin" mesajı, diğer yanda fon yöneticilerine "tetikte olun" uyarısı.

    Fon piyasası bizde yıllardır garip bir gri alan olarak işledi. Mevduat faizinin gerçek enflasyonun altında kaldığı bir ortamda, insanlar paralarını bir şekilde değerlendirmek istiyor; fonlar da bu boşluğu dolduruyor. Ama işin özünde bir güven meselesi var: yatırımcı, fon yöneticisinin kendi çıkarını değil, portföyün çıkarını gözettiğine inanmak zorunda. Denetim mekanizması bu güveni tesis etmiyorsa, piyasa büyüse bile sağlıklı büyümez. DDK'nın bu noktada devreye girmesi, aslında piyasanın kendi kendini düzenleme kapasitesine duyulan güvensizliğin bir itirafı gibi.

    İşin felsefi tarafı şu: denetim, özgürlüğün karşıtı değil, özgürlüğün ön koşuludur. Ama denetimin de bir sınırı olmalı; aksi halde piyasa aktörleri sürekli denetleniyorum paranoyasıyla risk almaktan vazgeçer, piyasa kurur. Tanrıkulu'nun açıklamasındaki "gerekli tedbirler" ifadesi, muhtemelen yakın vadede birkaç fonun işlemlerine geçici durdurma veya idari para cezası olarak tezahür edecek. Asıl merak edilesi soru şu: bu denetim, sistematik bir yapıya mı dönüşecek yoksa bir günü kurtarma operasyonu olarak mı kalacak? Geçmişte benzer hamlelerin çoğu ikinci seçenekte kaldı; umarım bu sefer ilki olur.

Detay sayfası