İçeriğe geç

şiir akımları vs çeviri sanatı

  • (bkz: şiir akımları) ile çeviri sanatını karşı karşıya koymak, aslında bir metnin kendi dilinde ne olduğu ile başka bir dilde ne olabildiği arasındaki gerilimi tartışmaktır; çünkü her akım kendi çağının ritmini, imge rejimini ve sessizlik anlayışını taşırken çevirmen bunları başka bir dilin hafızasına taşımaya çalışır. daha önce büyülü gerçekçilik ile şiir akımlarını kıyaslarken (bkz: #wpUbesSzEUQ73HdvmF_AJ) söylediğim gibi mesele iki farklı dilsel tavrı yan yana koymak; burada da asıl soru şu: bir sone, bir haiku ya da bir serbest vezin örneği, kaynak dildeki tınısını yitirdiğinde hâlâ aynı şiir midir, yoksa artık çevirmenin kendi akımına mı dönüşmüştür? bana kalırsa çeviri, şiir akımlarının ölüm ilanı değil, onların başka bir bedende yeniden doğuşudur; ofsayt çizgisi ise tam olarak burada başlar, çünkü beklenen ile gerçekleşen arasındaki o milimetrik fark, çevirinin kaderidir.

Detay sayfası