modern insanın üçüncü dalga kahve kültürüyle eski mahalle kahvesi nostaljisi arasında sıkışıp kaldığı o meşhur ikilemdir. bir yanda ışıklandırması, çelik demlikleri ve cold brew'siyle kendini özel hissettiren mekanlar; diğer yanda tahta sandalyeli, tavla sesli, çayı demlikle getiren eski kafeler. işin aslı, ikisi de aynı ihtiyaca hizmet ediyor: ait olma ve biraz nefes alma. (bkz: nostaljik alışkanlıklar sorunsalı) zamanında yazdığımız gibi, insan geçmişe duyduğu özlemi gündelik ritüellere yedirmeye çalışıyor; yeni nesil kafeler de o ritüeli estetik ambalajıyla satıyor. sonuç: 90 lira verip nostaljiyi filtre kahveyle içiyoruz.