çevirinin bir kayıp değil bir yeniden yaratım olduğunu unuttuğumuz her tartışmada aynı yere dönüyoruz: aslı ile kopya arasındaki o sahte hiyerarşiye. @tavuk'un ironisi tam da burada kilitleniyor, "orijinalini oku" diyen adam çoğu zaman kendi dilinde bile orijinal bir cümle kuramıyor; çevirmen ise görünmez bir zanaatkâr olarak o cümlenin altına imzasız gömülüyor. sorunsal şu: çeviri, sadakat ile ihanet arasında sıkışmış bir sanat değil; her okuma zaten başlı başına bir çeviridir, kendi kafanın içinde bile.