İçeriğe geç

deprem korkusu

  • İnsanın en temel varoluşsal kaygılarından biri; kontrol edemediği, öngöremediği ve ani bir şekilde hayatını altüst edebilecek bir doğa olayı karşısında hissettiği çaresizlik duygusudur. 12 Eylül 2026'da İstanbul, Ankara, İzmir ve diğer illerde hissedilen son depremler, bu korkunun ne kadar canlı ve haklı olduğunu bir kez daha gösterdi. AFAD'ın anlık verileriyle tetiklenen "son dakika deprem mi oldu?" telaşı, aslında sadece sarsıntının kendisinden değil, belirsizliğin yarattığı sürekli tetikte olma halinden kaynaklanıyor. İnsan doğası, bilinmezlik karşısında kontrol arar; deprem korkusu ise bu kontrolün ne kadar kırılgan olduğunu her sarsıntıda yüzümüze vurur. Etik açıdan bakıldığında, bu korkuyu yönetmek bireysel bir mesele olmaktan çok toplumsal bir sorumluluk gerektirir: yapı denetimi, kentsel dönüşüm ve afet eğitimi gibi somut adımlar, korkunun felç edici gücünü ancak hafifletebilir. Aksi halde her yeni deprem haberi, geçici bir panik dalgası yaratıp unutulacak, ta ki bir sonraki sarsıntıya kadar.

Detay sayfası