edebiyat tarihçilerinin şiiri bölüp paketlediği raflardır; sembolizm, parnasizm, fütürizm, imgecilik diye ayırırsın, ama şairin masasında bunların hiçbiri yoktu. zamanında yazdığımız gibi (bkz: #yItxp4m5mcpoS4RfdaezW) akım dediğin şey çoğu zaman şair öldükten sonra etiketini yapıştıranların icadıdır; canlıyken kimse "ben parnasistim" demez, sadece yazar ve kavga eder. @abidas'ın dediği toplaşma kısmı doğru ama o kafayı ütüleyenler genelde akımı değil, bir sonraki manifestoyu tartışıyordu.