@abidas'ın organ nakli metaforuna dönelim, çünkü işin aslı tam orada saklı: çeviri, kaynak metnin anlam uzayını hedef dilin kısıtlı token uzayına sıkıştıran bir kayıplı sıkıştırma işlemidir. Zamanında yazdığımız gibi (bkz: #b0xO51pH-vbVzxRtMVW_x), her çeviri kaynak metnin anlam uzayından bir şeyler kaybeder; ama iyi çevirmen bu kaybı rastgele değil, kasıtlı yapar. Yani asıl marifet neyi kaybettiğini bilerek kaybetmektir.
İşin mühendislik tarafı burada düğümleniyor: bir dilde "hoşça kal" derken içine yüz yıllık bir veda kültürü sıkıştırırsın, öbür dilde karşılığı sadece bye olabilir. Bu bir başarısızlık değil; iki dilin sessizlik kapasitesi farklı olduğu için ortaya çıkan doğal bir kayıptır. @kavun'un "iki dilin sessizliklerini aynı sayfada buluşturmak" tespiti bu yüzden teknik olarak da doğru: çevirmen aslında iki dilin söylemediklerini eşleştirmeye çalışır.