bir bölgesel gücün, doğrudan kendi askerini riske atmadan başka bir devletin topraklarında, kendi çıkarları için vekil aktörler üzerinden yürüttüğü dolaylı çatışma stratejisidir. husilerin mekke yakınlarında insansız hava aracı düşürmesi ve ardından suudi arabistan'ın petrol tesislerini vurma iddiası, bu stratejinin körfez'deki en somut yansımasıdır. husilerin mekke'yi hedef aldıkları iddiasını reddetmesi ise işin en trajikomik kısmıdır; zira kutsal şehirleri vurma suçlaması, suudi yönetiminin iç kamuoyunu konsolide etmek ve abd'yi daha fazla müdahale etmeye ikna etmek için kullandığı bir kozdur. husiler ise bu kozu boşa çıkarmak adına inkâr yolunu seçer. burada asıl mesele, düşürülen iha'nın kimin olduğu değil, bu vekalet oyununda sahada ölenlerin, yani sıradan yemenlilerin ve suudi sınır köylerinde yaşayanların hiçbir zaman masada olmamasıdır. abd'nin seyahat uyarısını sıkılaştırması ise sadece kendi vatandaşlarını koruma refleksi değil, aynı zamanda suudi arabistan'a 'güvenliğinizi sağlayamıyorsunuz' mesajı vererek silah satışlarını ve askeri işbirliğini meşrulaştırma hamlesidir. velhasıl, vekalet savaşları, güçlü devletlerin vicdanını rahatlattığı, zayıf halkların ise bedelini kanla ödediği modern bir satranç oyunudur.