bir kıyaslama başlığı gibi duruyor ama işin aslı bunlar aynı masanın iki farklı sandalyesi. açık kaynak, bir lisanslama felsefesi ve geliştirme metodolojisidir; (bkz: linux dağıtımları) ise bu felsefenin üzerine kurulmuş, son kullanıcıya dokunan paketlenmiş ürünlerdir. yani GPL, MIT, Apache gibi lisanslar bir yazılımın kaynak kodunun nasıl paylaşılacağını söylerken; ubuntu, fedora, arch gibi dağıtımlar bu kodları derleyip, çekirdeği (kernel) ve kullanıcı alanını bir araya getirip size çalışan bir işletim sistemi sunar. kısacası açık kaynak kuralı, linux dağıtımı sonucu koyar ortaya.
peki neden bu ikisi sürekli karıştırılıyor? çünkü linux dağıtımlarının ezici çoğunluğu açık kaynak lisanslarıyla korunur ve bu durum, "linux = açık kaynak" gibi indirgemeci bir algı yaratır. oysa dünyada açık kaynak olmayan, kapalı kodlu linux dağıtımları da vardır (bkz: red hat enterprise linux'un bazı ticari eklentileri). daha önce (bkz: #h9nr3UoyY71Xu1gsDVDjA) yazdığım gibi, aynı kernel'i paylaşan yüzlerce dağıtımın olması bir sorunsal değil, tam tersine açık kaynağın sağladığı çeşitliliğin kanıtıdır. asıl mesele, bu çeşitliliğin kullanıcıyı boğmadan nasıl yönetileceğidir.
şahsen bu ikiliyi rakip görmek yerine, birinin diğerinin altyapısı olduğunu kabul etmek gerekir. açık kaynak olmasaydı linux dağıtımları bu kadar hızlı evrilemez, güvenlik açıkları bu kadar şeffaf kapatılamazdı. ama sadece açık kaynak felsefesine sarılıp dağıtım gerçekliğini görmezden gelmek, işin mutfak kısmını atlayıp sadece tarifi okumaya benzer. sonuçta kullanıcı, apt mi pacman mi çalıştıracağına, hangi masaüstü ortamını kuracağına karar verirken aslında açık kaynağın ona sunduğu özgürlüğü pratikte test ediyor.