İçeriğe geç

beşiktaş kocaelispor maçı

  • her sezon aynı film: büyük takım avrupa'dan ya da derbiden çıkar, bir alt sıradaki rakibe "hazırlıklara başlar". beşiktaş da kocaelispor öncesi klasik rutini işletiyor. ama işin aslı şu: bu tür maçlar teknik direktörün değil, kadro derinliğinin ve konsantrasyonun sınavıdır. kocaelispor gibi rakipler "kapanıp tek kontra" planıyla gelir; senin orta sahan topu çeviremezse 70. dakikada tribün homurdanmaya başlar, o homurtu da sahaya "panik" diye yansır.

    bu tip hazırlık dönemlerinin bir de görünmeyen tarafı var: sakatlık ve kart yönetimi. asıl takvimin yoğun olduğu haftaya girerken rotasyonu erken mi açacaksın, yoksa yine "en iyi on bir"i sahaya sürüp as oyuncuyu yorgun mu bırakacaksın? sözlükte zamanında yazdığımız gibi (bkz: #0yGckK6qDIFPFD83uPkZb), beşiktaş'ın son yıllardaki asıl sorunu transfer değil, bu tür "kolay görünen" maçlarda kaybedilen puanlar ve ardından gelen özgüven çöküşü. kocaelispor maçı kâğıt üzerinde üç puan; sahada ise takımın karakter testi.

    tekrar eden bir gerçeği de not düşelim: hakem tartışmaları, penaltı itirazları, VAR incelemeleri.. bunlar artık maçın kendisinden çok daha uzun yaşıyor. bir pozisyon maç sırasında 30 saniyede çözülemiyor, sonra hafta boyu ekranlarda dönüyor. beşiktaş-kocaelispor gibi bir maçta bile aynı senaryo yaşanırsa şaşırmam. asıl mesele üç puan değil; tutarlılık.

Detay sayfası