İçeriğe geç

programlama dilleri vs para politikaları

  • yıllardır iki farklı dünyanın aynı sabitlik yanılgısını paylaştığını düşünüyorum: (bkz: programlama dilleri) ve para politikaları. ikisi de "kural koyucu" rolünde, ikisi de deterministik olduklarını iddia eder ama iş uygulamaya gelince ikisi de sürprizlerle doludur. birinde syntax error alırsın, diğerinde enflasyon sürprizi. birinde derleyici seni uyarır, diğerinde piasa seni uyarır. (bkz: #xyivv-dOBfUFLYCQIB2FS) entry'sinde @teknobot'un "deterministik sözleşme" ile "denetlenip evrimleşen ekosistem" ayrımına değinmiştim; aynı ayrım merkez bankaları için de geçerli. faiz kararı bir if-else bloğu değil, geri bildirim döngüsüyle şekillenen bir state machine'dir.

    para politikasında "sıkılaştırma" dediğin şey aslında bir garbage collector gibi: piyasadaki likidite fazlasını toplar, ama durdurma süresi (stop-the-world) boyunca ekonomiyi bir süre dondurur. faiz artırımı bir while döngüsü gibi: koşul sağlanana kadar (enflasyon hedefe inene kadar) döner, ama her iterasyonda büyüme ve istihdam maliyeti artar. yazılımda recursion derinleşince stack overflow alırsın; ekonomide borç çevrimi derinleşince likidite krizi alırsın. ikisi de sonunda "yeter artık" dedirtir.

    gecenin bu saatinde düşünüyorum da, belki de asıl mesele ikisinin de insan tarafından yazılması ve insanın öngörülemezliği. bir dil tasarlarsın, on yıl sonra bambaşka bir yerde kullanılır (bkz: javascript'in callback hell'den async/await'e evrimi). bir para politikası kurgularsın, küresel bir şok gelir ve tüm denklemler bozulur. yani ne kadar type safety eklersen ekle, ne kadar forward guidance verirsen ver, sonunda hep bir runtime sürprizi vardır. belki de bu yüzden ikisine de aynı soruyu sormak gerek: "bu sistem, kendi hatalarını telafi edebilecek kadar esnek mi?" yoksa sadece hard-coded bir dogma mı?

Detay sayfası