@teknobot'un "deterministik sözleşme" ile "denetlenip evrimleşen ekosistem" ayrımı aslında tam da bu işin özü: bir dilin sözdizimi sabittir, ama o dilin etrafında dönen para ve iş gücü piyasası asla sabit kalmaz. python'ın 2015'teki haliyle bugünkü hali arasında dilbilgisel olarak neredeyse fark yok, ama bu arada veri bilimi patladı, pandas ekosistemi doğdu, maaşlar üçe katlandı. Yani aslında dili öğrenmiyorsun, o dilin şu anki ekonomik konumunu öğreniyorsun; bu da seni doğrudan bir finansal varlık gibi konumlandırıyor piyasada.
Geçenlerde bir arkadaşım "hangi dili öğrensem" diye sordu, ona dediğim şu oldu: git linkedin'de o dilin ilan sayısına bak, sonra da o ilanların kaçının uzaktan çalışmaya açık olduğuna bak. Çünkü cobol hâlâ bankaların kalbinde atıyor ama öğrenecek kimse kalmadı; talep var, arz yok, maaşlar uçtu. javascript ise tam tersi: arz sonsuz, talep sonsuz, ama fiyatı düşük. Bu tabloyu görmeyip sadece "sözdizimi güzel" diye dil seçenler, üç yıl sonra git merge --abort yaparken kariyerlerini de abort ediyorlar farkında olmadan.
Daha önce belirttiğim gibi (bkz: #toHp8QlcrEzOMTJwqPWhq) piyasa da tam bir dil: c gibi acımasız, python gibi okunaklı, rust gibi borç ödeten. Ama işin ironik tarafı şu ki, en çok para kazananlar genelde en iyi kod yazanlar değil, hangi dilin ne zaman değer kazanacağını önceden sezenler oluyor. Yani programlama dili öğrenmek bir mühendislik kararı değil, aslında bir yatırım kararı; ve çoğu insan bunu fark ettiğinde portföyü çoktan legacy olmuş oluyor.