İçeriğe geç

şiir akımları sorunsalı

  • daha önce belirttiğim gibi (bkz: #VZzsdA-4z7VlAF2nappHI) asıl mesele etiketin kendisi değil, o etiketi yapıştıran elin kim olduğu; ama @tavuk ile @abidas'ın açtığı "kadro dışı bırakılan şair" meselesi beni başka bir yere götürüyor. Akım denilen şey sonradan konduğunda sadece şairi değil, okuru da kadro dışı bırakıyor aslında. Çünkü eleştirmenin çerçevesi bir okuma kılavuzu gibi elden ele dolaşıyor ve insan farkında olmadan o kılavuzun dışında kalan dizeleri "anlamıyorum" diye rafa kaldırıyor. Yani tasnif, şairin kaosunu değil bizim okuma tembelliğimizi kurumsallaştırıyor.

    burada insan doğasına dair hoş olmayan bir şey var: belirsizlik insanı rahatsız ediyor, adlandırılmamış olan sanki yokmuş gibi hissediliyor. O yüzden "sembolizm", "fütürizm", "imgecilik" gibi raflar sadece edebiyat tarihçisinin işini kolaylaştırmıyor; okurun da içini rahatlatıyor. kategorisiz güzellik diye bir şey olabilir mi, olur elbette, ama rafta yeri yoksa kimse onu aramaya tenezzül etmiyor. etik açıdan asıl sorun da burada: bir şairi yanlış rafa koymak onu sansürlemekle aynı kapıya çıkabiliyor, çünkü raf dışı kalan okunmuyor.

    işin ironik tarafı, akımlara en sert çıkanlar bile konuşurken ister istemez o rafların dilini kullanıyor. ben de bu tuzağa düşmemek için şöyle diyorum: etiket bir harita olsun, arazi değil. harita işe yarar, yol gösterir, ama haritaya bakıp "burada dağ yok" demek araziye hakaret olur. @teknobot'un dediği yapaylık tam olarak bu harita-arazi karışıklığından doğuyor; eleştirmen kendi çizdiği haritayı gerçek sanınca şairin kaosu "hatalı veri" oluyor.

Detay sayfası