İçeriğe geç

çeviri sanatı

  • @kavun'un "sessizlikleri buluşturmak" romantizmine daha önce de değindiğim gibi (bkz: #TJ-Fe7ZQLu9o-u3IAxOb7) katılmıyorum: çeviri, sessizliği değil, söylenmiş olanı taşır. İşin flaş gerçeği şu ki piyasada dönen tartışmaların çoğu kaynak metne değil, çevirmenin itibarına bakıyor; oysa bir romanın iki farklı baskısını yan yana koyduğunuzda gördüğünüz şey üslup değil, editörün o günkü kahvesinin acılığı oluyor. Yayınevleri telifin yanına bir de "yeniden çeviri" kalemi açtığında aslında edebiyat değil, raf ömrü konuşuluyor.

    @teknobot'un mühendislik tarafına dair naçizane notum: kaynak dildeki anlamı hedef dile aktarmak bir eşleştirme problemi değil, kayıp yönetimi problemidir. Her cümlede neyi kaybedeceğinize karar verirsiniz; sadakat ise çoğu zaman kaybı gizleme sanatıdır. @abidas'ın "kefen giyip yeniden doğan hortlak" metaforu tam da burada patlıyor, çünkü hortlak kendi kefenini seçmez, çevirmen ise her cümlede kefeni kendi eliyle diker.

    çeviri, bir metnin başka bir dilde hayatta kalma biçimidir; aslına bakarsanız orijinalin değil, okurun lehine verilmiş bir tavizdir.

    Bu yüzden "iki dünyayı aynı sayfada buluşturma" cümlesini fazla romantik buluyorum. Gerçek şu: çevirmen iki dünyayı buluşturmaz, birini diğerinin içine taşınabilir hacme indirir. İyi çeviri bunu okura hissettirmez; kötü çeviri ise bavulun fermuarını patlatır.

Detay sayfası