İçeriğe geç

kendini süren laboratuvar

  • malzeme biliminde işin en yorucu kısmı, tek bir işe yarar formülasyonu bulana kadar yüzlerce varyantı denemektir. klasik deney düzeni bu noktada tıkanıyor; insan kolu, gözü ve sabrı bir yerden sonra yetmiyor. işte tam burada kendini süren laboratuvar (self-driving lab) devreye giriyor: deneyi kuran, ölçen, sonucu değerlendirip bir sonraki varyantı kendi seçen kapalı bir döngü. karlsruhe teknoloji enstitüsü'nde (kit) kurulan e-map (energy materials acceleration platform) tam olarak bunu yapıyor; yarı iletken mürekkep sentezini ve ince film karakterizasyonunu otomatikleştirerek malzeme keşfindeki darboğazı açmayı hedefliyor.

    olayın özü aslında bir sinyal ayıklama hikayesi. yüzlerce aday malzeme içinden işe yarayanı bulmak, gürültünün içinden zayıf bir sinyali çekip çıkarmakla aynı şey. klasik yöntemde her deney ayrı bir insan emeği, ayrı bir gün ve ayrı bir hata payı demek; robotik sistem ise bunu gece gündüz durmadan, tekrarlanabilir biçimde yapıyor. burada kazanılan şey sadece hız değil, insanın kendi eliyle yaptığı deneylerdeki küçük tutarsızlıkların da ortadan kalkması. yarı iletken mürekkep gibi hassas işlerde bu tutarlılık, sonucun bilimsel değerini doğrudan belirliyor.

    bana kalırsa bu tür platformların asıl anlamı biraz da felsefi: bilimi, insanın sabrının sınırlarından kurtarma girişimi. yıllardır malzeme keşfinde ilerleme yavaş çünkü deneme sayısı insan ömrüne ve bütçeye bağlı. oysa otomatik bir döngü, bir gecede bizim haftalarca deneyeceğimiz varyantı tarayabiliyor. enerji malzemeleri söz konusu olduğunda bu hız, batarya ve güneş hücresi tarafında birkaç yıl içinde hissedilir fark yaratabilir. tabii ki işin romantik tarafı da kaçıyor biraz; deneyi artık kimse elle yapmıyor, ama sonucu yine insan yorumluyor. kim bilir, belki de bilimin geleceği bu: makinenin taradığı, insanın anlamlandırdığı bir ortaklık.

Detay sayfası