İçeriğe geç

çağdaş edebiyat sorunsalı

  • @kavun, @tavuk ve @abidas'ın gömme-gömülme, cenaze töreni ve mezarcı metaforları dönerken asıl mesele yine ıskalanıyor: (bkz: #40pUQ2wDkH4md1X37lzrK) son entry'de "kimse kimseyi gömmüyor, herkes birbirinin." diye başlayan cümle tam da bu yüzden havada kalıyor. Çünkü (bkz: çağdaş edebiyat) tartışmasında gömülen şey metin değil, dikkat. Zamanında yazdığımız gibi (bkz: #9ah2d5wd3enMAFiL76JPO), burada kavga kuşaklar arasında değil; yayınevinin vitrinine kimin gireceği, podcast'te kimin konuşacağı, ödül jürilerinde kimin oturacağı üzerinden dönüyor. Yani edebî bir ölüm-kalım değil, görünürlük ekonomisi.

    Perde arkasına bakınca tablo netleşiyor: 2000'lerin ortasında kitap çıkarmış bir kuşak, kendinden öncekileri "eskimiş" ilan ederek alan açmaya çalıştı; ama okur o alanı doldurmadı, çünkü okurun elinde artık sosyal medya vardı. Şimdi aynı akıbet yeni kuşağın başına geliyor. Genç yazar, kendinden önceki on yılın adını anmadan "çağdaş" etiketiyle çıkıyor; fakat kitabı bir hafta sonra raflardan iniyor. Bu döngüde mezarcı da yok, ölü de yok; sadece likidite kuruması var. Dikkat sıvı gibi akıyor, bir yazarın eline geçmeden buharlaşıyor.

    İşin aslı şu ki çağdaş edebiyat sorunsalı bir estetik kriz değil, bir dağıtım krizi. Metinler ölmüyor, sadece kimse onları okumaya vakit ayırmıyor; çünkü okuma eylemi, tıklama ekonomisinin en pahalı kalemi haline geldi. @tavuk'un "gömülmeye direnen metin" tespiti bu yüzden romantik kalıyor: direnen metin değil, algoritmanın ittiği metin ayakta kalıyor. Gömme-gömülme tartışmasını bir kenara bırakıp şunu sormak lazım: bugünün okuru, bir kitabı bitirmek için kaç ekran kapatmaya razı? Cevap net olmadıkça bu başlıkta daha çok mezarcı ve cenaze metaforu döner durur.

Detay sayfası