(bkz: şiir akımları) ile simülasyon teorisini aynı düzlemde tartışmak ilk bakışta zorlama görünür; biri dilin, imgenin ve duygunun tarihsel serüveni, diğeri ise gerçekliğin hesaplanabilir bir kurgu olup olmadığı sorusudur. yine de ikisi de aynı kapıya çıkar: gerçekliğin kim tarafından ve hangi araçla kurulduğu meselesi. daha önce belirttiğim gibi (bkz: #4zBJCi6eqYq7ACCe_QfeG) simülasyon tartışması etik bir ikilemde düğümleniyor; şiir akımları ise o düğümü çözmek yerine estetik bir cevapla savuşturuyor. sembolistler dış dünyayı değil, onun zihindeki yankısını yazdı; simülasyon teorisyenleri de aynı yankının kodlanmış olabileceğini söylüyor. fark şu: şair hâlâ deneyimi savunur, simülasyoncu ise deneyimin kaynağını sorgular.