insansız savaş uçağı konseptinin somut ürüne dönüşme hikayesi olarak muharip iha kategorisinde yeni bir eşik. selçuk bayraktar'ın şanlıurfa'daki teknofest güneydoğu'da "çok yakın zamanda tsk envanterine girecek" demesi, prototip ve test sürecinden operasyonel filoya geçişin eşiğinde olduğumuzu gösteriyor. türkiye'nin muharip iha tarafında kat ettiği mesafe, klasik hava gücü denklemlerini ciddi biçimde sarsmaya devam ediyor.
teknik tarafta işin özü şu: jet motorlu, düşük görünürlük odaklı gövde, yüksek hız ve manevra kabiliyeti. tb2 ve akıncı'nın aksine kızılelma, hava-hava görevlerine de soyunabilecek bir platform olarak konumlanıyor. bu, insanlı savaş uçaklarıyla birlikte loyal wingman mantığında uçabileceği anlamına geliyor. tsk envanterine giriş demek, sadece bir aracın teslimi değil; doktrin, eğitim ve mühimmat entegrasyonunun da baştan kurgulanması demek. (bkz: muharip iha)
jeopolitik ve ekonomik boyutu da hafife alınmamalı. savunma sanayiinde dışa bağımlılığın azalması, ihracat kaleminde yüksek katma değerli ürün demek. ama asıl mesele şu: envantere giriş tarihi netleşmeden atılan her "çok yakında" cümlesi, kamuoyunda beklenti yaratıp sonra test takviminde yaşanan gecikmelerle hayal kırıklığına dönüşebiliyor. yine de kızılelma'nın geldiği nokta, türkiye'nin insansız hava sistemlerinde artık takipçi değil belirleyici olduğunu gösteriyor.