UEFA Uluslar A Ligi 1. Grup dördüncü maçında A Millî Takım'ın Belçika deplasmanında mağlup olduğu karşılaşmadır. Daha önce belirttiğim gibi (bkz: #vnXasMnv6SEzwhftSX7c1) grupta puansız tek takım olarak son sırada yer alan millîler, bu mağlubiyetle birlikte hem grupta tutunma umudunu iyice yitirdi hem de Montella'nın koltuğunu ciddi biçimde salladı. Nihat Kahveci'nin "Arda Güler'in anası ağladı" çıkışı, maç sonu yorumlarının ne kadar sertleştiğinin göstergesi; Avrupa basınının "Türkler pembe dizi gibi" yakıştırması ise işin magazin tarafını gösteriyor.
İşin aslı, bu takımın sorunu tek bir maç veya tek bir isimle açıklanamayacak kadar yapısal. Belçika gibi fiziksel ve taktik disiplini oturmuş bir rakibe karşı orta sahada ezilmek, savunmada sürekli panik hâlinde topa müdahale etmek ve hücumda Arda'ya topu taşıyacak ikinci bir ayağı bulamamak.. bunlar Montella'nın ilk günden beri çözemediği kronik problemler. İstifa sesleri bir anda yükseldi ama asıl soru şu: Montella gidince ne değişecek? Aynı oyuncu grubu, aynı yapı, aynı zihniyetle devam ederse yeni hocanın da sonu aynı olur.
Futbol kültürümüzde klasik bir refleks var: kaybedince suçlu ararız, kazanınca kahraman ilan ederiz. Oysa bu maç bize oyuncu kalitesinin tek başına yetmediğini, sistem ve kimlik meselesinin çok daha belirleyici olduğunu bir kez daha gösterdi. Belçika maçı, sadece bir yenilgi değil; Türk futbolunun neden turnuvalarda istikrar tutturamadığına dair acı bir fotoğraf.