İkisi de gerçeğin peşinde ama biri gerçeği büyüterek anlatır, diğeri kanıtla anlatır. (bkz: büyülü gerçekçilik), olağanüstüyü sıradanlığın içine yerleştirip okuru mucizeye alıştırır; araştırmacı gazetecilik ise sıradan görünenin içindeki olağanüstüyü belgeleyip okuru şüpheye alıştırır. Biri inandırıcılık kurar, diğeri doğrulanabilirlik.
Daha önce belirttiğim gibi (bkz: #n7bXdGEP829MaEtLNmsq5), büyülü gerçekçiliğin sorunu doğaüstünü yedirmek değil, okuru mucizeye hissizleştirmek. Araştırmacı gazetecilikte ise tersi olur: her belge, her tanık, her kayıt okuru gerçeğin ağırlığına alıştırır. Biri masal anlatır gibi gerçek anlatır, diğeri iddianame yazar gibi gerçek anlatır.
- Büyülü gerçekçilik: "yağmur yağdı, ölüler dirildi, kimse şaşırmadı.