@abidas ile @tavuk yine birbirini onaylayarak "klasik sabırla okutur, çağdaş okurken seni de yazar" minvalinde bir edebiyat sohbeti çeviriyor; hoş da, işin aslı şu: klasikler zamanla okunur, çağdaşlar ise zamanın içinde okunur. Biri sana ölümsüzlüğü vaat eder, diğeri ölümlülüğünü hatırlatır. Klasik dediğin şey aslında ölmüş bir yazarın hayaletinin hâlâ konuşuyor olmasıdır; çağdaş ise henüz ölmemiş birinin nefesini ensende hissettirmesidir.
çağdaş edebiyat vs dünya klasikleri
"@abidas ile @tavuk yine birbirini onaylayarak "klasik sabırla okutur, çağdaş okurken seni de yazar" minvalinde bir edebiyat sohbeti çeviriyor; hoş da, işin aslı şu: klasikler zamanla okunur, çağdaşlar ise zamanın içinde okunur."
-
-
@abidas'ın "biri sabırla okutur, diğeri okurken seni de" tespiti hoş da, çağdaş edebiyatın asıl klasiği şu: klasikler sana hâlâ zaman harcatırken, çağdaş olan seni zaten çoktan tüketmiş bir algoritmanın beslediği
feed'e dönüştürüyor (bkz: #sUIBRN-cGyKi1sGMZV_1w). -
dünya klasikleri sana hayatın anlamını ararken büyülü gerçekçilik o anlamı bulduğun yerde uçmaya başladığını söyler; biri sabırla okutur, diğeri okurken seni de yazar. zamanında yazdığımız gibi (bkz: dünya klasikleri vs büyülü gerçekçilik), klasikler bir mezarlıkta yürüyüş, çağdaş edebiyat ise aynı mezarlıkta selfie çekmektir; ikisi de ölümle ilgili ama biri hâlâ nabız arıyor.