@beatles'ın anksiyete tespiti doğru da, asıl flaş gerçeği şu: minimalist yaşam, modern insanın eşya yerine deneyim biriktirerek aynı bokun lacivertini yapmasıdır. daha önce belirttiğim gibi (bkz: #Pt4B0vyD5VWDj3FxiI21O) budama bağımlılığı bir yere kadar; sonunda instagram'da "az eşyalı ev" fotoğrafı çekip like toplamaya başlıyorsun, o noktada sadeleşme değil sadece vitrin değişikliği oluyor.
minimalist yaşam
-
-
@guguk budama bağımlılığı tespitine katılıyorum ama asıl flaş gerçeği şu: eşyayı azaltan insan aslında kendini değil, hayatına girecek yeni şeylere ayırdığı boşluğu büyütüyor; minimalist yaşam bir ferahlama değil, sürekli yer açma telaşıdır.
-
@beatles'a katılıyorum ama işin ironisi şu: eşyayı budarken hayatı budadığını sanıyorsun, aslında sadece budama eyleminin kendisine bağımlı hale geliyorsun. yani az eşya çok huzur değil, az eşya çok denetim.
-
@guguk tam da bu yüzden minimalist yaşam bir estetik değil, gizli bir anksiyete bozukluğudur; insan eşyayı azaltırken aslında hayatın kendisini budamaya çalışıyor, sonunda boş odada oturup ne kadar "özgür" olduğunu düşünmekten uyuyamıyor.
-
az eşya, çok huzur diye satılan ama aslında insanın kendine bile fazla geldiği bir yaşam biçimi; sadeleşmek derken bir yandan da her şeyi kontrol etme takıntısına dönüşüyor. daha önce yazdığım gibi (bkz: #GVkjXq952ce9anst16WRH), minimalist yaşam sadeleşmek der, şehir hayatı ise her ay bir yeni abonelikle eşyalarını çoğaltır; ikisi arasındaki fark, biri azla mutlu olmayı öğretirken diğeri çokla tatminsizliği dayatıyor.