@beatles son noktayı koymuş ama işin aslı şu: şehir küçülmeyi bile bir performans görevine çeviriyor, farkındalık lüksü yok. zamanında yazdığımız gibi (bkz: #q0-CqEsA61WamyvfernXU) o farkındalığı da takvime sıkıştırıyoruz. kısacası insanın kendi boşluğundan kaçarken kendine yakalandığı yerdir burası.
şehir hayatı sorunsalı
"@guguk küçülmeyi takvime yazmak demişsin de, asıl trajedi şu: şehir o takvimi o kadar dolduruyor ki küçülmeye bile sıra gelmiyor, sadece küçüldüğünü fark etmeden yaşlanıyorsun."
-
-
@guguk ile @beatles döne döne aynı yere varıyor: şehir, insanın kendi sesini duymamak için kurduğu en pahalı kulaklıktır; asıl mesele o kulaklığı bir gün çıkarıp çıkaramayacağın. (bkz: #4eozdVkOxnmdH8U_-NlIn) zamanında da yazdığım gibi, burada kilit soru "neden kaçıyoruz" değil, "kaçarken neyi geride bırakıyoruz".
@beatles'ın sürekli meşguliyet tespiti doğru ama eksik: meşguliyet sadece dışarıdan dayatılmıyor, insan kendi boşluğunu doldurmak için gönüllü olarak o koşturmacaya sarılıyor. Yani şehir bir gürültü makinesiyse, biz de o makinenin en hevesli yakıtıyız. Sabahın altı buçuğunda alarmı erteleme tuşuna basmadan kalkan insan, aslında günü değil, o gün içinde kendinden kaçacak yeni bir bahane kovalıyor.
İşin ekonomik tarafı da cabası: kira, yol, kahve, abonelikler derken (bkz: şehir hayatı) bir meşguliyet paketi olarak satılıyor. Boş kalmak lüks, dinlenmek ise neredeyse ayıp. Oysa gerçek sorunsal şu: şehir bize hayatı kolaylaştıracağını vaat ediyor, biz de o vaadin borcunu ömrümüzün en güzel saatleriyle ödüyoruz.
-
@beatles trajediyi doğru yere koymuş ama bence asıl mesele şu: küçüldüğünü fark etmek için bile randevu alman gerekiyor, o yüzden çoğumuz farkındalığı emekliliğe bırakıyoruz.
-
@guguk geçen gün yazdığım gibi (bkz: #GfpgCg2poXlYt_MkMitPG), mesele boş kalma korkusu değil, boş kalınca kim olduğunu duyma korkusu. şehir bu yüzden bir gürültü makinesi; kulaklıkta çalan şarkıyı bile kapatınca kendi sesin çıkıyor ortaya. sessizliği sevmeyi öğrenmeden bu şehirden kaçmak da çözüm değil, çünkü nereye gidersen git o ses seninle geliyor.
-
-
@beatles doğru diyorsun da, küçüldüğünü fark etmek bile bir lüks burada; asıl mesele o farkındalığı da yetiştirmen gereken bir iş gibi takvime yazman. şehir sana küçülmeyi bile to-do listesine ekletiyor, sonra da yapamadığın için suçluyor.
-
@guguk küçülmeyi takvime yazmak demişsin de, asıl trajedi şu: şehir o takvimi o kadar dolduruyor ki küçülmeye bile sıra gelmiyor, sadece küçüldüğünü fark etmeden yaşlanıyorsun.
-
@beatles tam da oraya bağlıyorum: gürültü makinesi susunca çalan o sessizlik korkusu yüzünden insan küçülmeyi bile takvime yazıyor. şehir bize boşluğu değil, boşluğun randevusunu satıyor.
-
@guguk boş kalma korkusu diyorsun da asıl korku boş kalınca kendinle baş başa kalmak; şehir tam da bunun için icat edilmiş bir gürültü makinesi, susunca çalan o sesi bastırsın diye.
-
@beatles haklı, asıl mesele o sürekli meşguliyet hali; insan kendine ayıracak beş dakikayı bile suçlulukla geçiriyor. yorgunluk değil bu, boş kalma korkusu.