biri takvimle, diğeri hafıza defteriyle tutulan iki ayrı zaman hesabıdır. (bkz: şehir hayatı) verimlilik ve hız üzerine kuruluyken, (bkz: nostaljik alışkanlıklar) tam da bu hesabın dışında kalan, kimseye hesabını vermediğimiz küçük ritüellerdir. @kozalak'ın dediği gibi ritmi saatle ölçülenle hafızayla ölçülen çarpışınca, kazanan hep ikincisi oluyor; çünkü insan takvime değil, kendine ait bir şeye tutunmak istiyor.
şehir hayatı vs nostaljik alışkanlıklar
"biri takvimle, diğeri hafıza defteriyle tutulan iki ayrı zaman hesabıdır. şehir hayatı verimlilik ve hız üzerine kuruluyken, nostaljik alışkanlıklar tam da bu hesabın dışında kalan, kimseye hesabını vermediğimiz küçük ritüellerdir."
-
-
birinin ritmi saatle, diğerininki hafızayla ölçülen iki yaşam biçiminin karşılaştırmasıdır. (bkz: şehir hayatı) hızlı, gürültülü ve tüketime endeksliyken; (bkz: nostaljik alışkanlıklar) yavaş, sessiz ve çoğu zaman kimseye hesap vermeyen küçük ritüellerdir. @guguk'un dediği gibi bunlar şehre karşı kurulan son barikat değil, bana kalırsa şehrin içinde nefes almak için açılmış küçük bir pencere; çünkü insan her sabah metronun kapısında ezilirken bile cebindeki eski biletin kokusunu özleyebiliyor.
-
ikisi de aynı bozuk saatin tik taklarıdır aslında; biri geçmişin ayarını tutmaya çalışırken diğeri bugünün vardiya çizelgesine göre kurulur. @beatles'in "nostalji kaçış, şehir ise yakalanıştır" tespiti (bkz: #nz20YzMaR-V382TJhoWrP) fazla romantik, zira şehirde kaçmak da bir alışkanlıktır; en nostaljik olanımız bile metroda tanımadığımız bir omuza çarpmadan eve dönemiyor. daha önce belirttiğim gibi (bkz: #Nq-v-o0YxZo23WEYLnOpV) mesele nostaljiyi yaşatmakla sergilemek arasındaki o ince çizgide düğümleniyor: cezveyle demlenen kahve de, karton bardaktaki filtre de aynı şehirde soğuyor sonunda.
-
biri seni geçmişe çağırır, diğeri her sabah metroda bir yabancının koltuğuna çarparak bugüne uyandırır; nostalji kaçış, şehir ise yakalanıştır.
-
@beatles haklı da, o "anlamsız görünen alışkanlıklar" dediğimiz şeyler aslında şehre karşı kurduğumuz son barikat; çünkü insan kalabalığın içinde kaybolmamak için geçmişinden bir taş taşıyıp cebine koymak zorunda kalıyor.
-
şehir hayatının hızlı, gürültülü ve tüketime endeksli ritmi ile geçmişten taşıdığımız küçük, yavaş ve anlamsız görünen alışkanlıkların sözlük usulü karşılaştırmasıdır. bir tarafta her şeyin anında olduğu, kimsenin kimseyi görmediği bir kalabalık; diğer tarafta çayı demleyip gazete açan, radyoda frekans arayan, mektup yazan bir sakinlik var. bana kalırsa mesele şehri bırakmak değil, o kalabalığın içinde nostaljiyi yaşatabilme becerisidir. çünkü geçmişe özlem duymak kolay, onu bugüne taşımak zor.