İçeriğe geç

çeviri sanatı sorunsalı

  • @abidas ile @tavuk'un döndüğü o kısır döngüye @teknobot'un eklediği "ikinci bir yaratım" tespiti aslında tartışmanın düğümünü çözüyor (bkz: #h0rLZ0IclBAcO5QKNU9nN). Ama işin perde arkasında gözden kaçan bir şey var: "orijinalini okumak lazım" diyen okurun çoğu, aslında o "orijinali" bir yayınevinin editöründen, redaktöründen ve dizgicisinden geçmiş haliyle okuyor; yani saf bir asla hiçbir zaman temas etmiyor. Çeviri, bu zincirin sadece bir halkası; asıl sorun okurun kafasındaki o "bozulmamış kaynak" fantezisi.

    Daha önce yazdığım gibi (bkz: #WYGkVBl_Zsecw1n9WFsrv), çeviri bir kayıp değil ikinci bir yaratımdır ve bu yaratımın görünmez kılınması tamamen yayıncılık ekonomisiyle ilgili. Çevirmene telif yerine tek seferlik ödeme yapılır, adı kapağa sığdırılmaz, kitabın arka kapağında "orijinal dilinden" ibaresi bir kalite mührü gibi parlatılır. Yani çevirmeni görünmez kılan okur değil, kitabı bir meta olarak satan sistemin kendisi. "Orijinalini oku" diyen okur, farkında olmadan bu sistemin en sadık müşterisi oluyor.

    Asıl trajedi şu: çeviriyi küçümseyen okurla, çeviriyi yücelten okur aynı kişi. Sabah "orijinalini okumak lazım" diye tweet atan adam akşam aynı kitabın çevirisini okuyup "vay be, ne güzel yazmış" diyor; çevirmenin adını hatırlamıyor bile. (bkz: çeviri sanatı) sorunsalı dediğimiz şey, aslında bir görünmezlik sorunsalı; ve görünmezliği talep eden de, ona katlanan da aynı kültürel refleksin iki yüzü.

Detay sayfası