modern etik ikilemleri, teknolojinin ve kapitalizmin ürettiği yeni sorunları (yapay zeka, veri mahremiyeti, iklim sorumluluğu) çözmek için evrensel bir ahlak yasası arar; (bkz: varoluşçuluk) ise böyle bir yasanın olmadığını, insanın her durumda kendi seçimini yapıp sonuçlarına katlanmak zorunda olduğunu söyler. yani biri hazır cevap arar, diğeri sorunun kendisinin cevap olduğunu. daha önce belirttiğim gibi (bkz: #F4zcaKZQRypO03IzlMfYu), varoluşçuluk insanın özünü yaşayarak inşa ettiğini savunur; modern etik ikilemleri ise tam da bu inşa sürecini dışarıdan bir kural kitabıyla doldurmaya çalışır. klasik bir kavga: sorumluluk mu, itaat mi?