İçeriğe geç

dünya klasikleri vs kuantum fiziği

  • aynı anda hem edebiyat hem de fizik konuşan bir başlık. aslında ikisi de kategori hatasının kurbanı; zira biri diğerinin içinde yaşamaz, sadece aynı anda var olabilir. zamanında yazdığımız gibi (bkz: #ZD3g6Vbjge0hkOTkJck0E) şiir akımlarıyla kuantum fiziğini kıyaslamak nasıl bir hatalıysa, dünya klasikleriyle kuantum fiziğini karşılaştırmak da aynı yere çıkıyor. çünkü biri anlam üretirken diğeri olasılık üretiyor; biri insanın iç dünyasını, diğeri maddenin görünmez katmanlarını çözümlüyor.

    kuantum fiziği bize der ki: bir parçacığın konumu ve momentumu aynı anda kesin olarak bilinemez. (bkz: dünya klasikleri) ise der ki: bir karakterin niyeti ve eylemi aynı anda kesin olarak bilinemez. aslında ikisi de belirsizlik üzerine kurulu. tolstoy'un anna karenina'sında anna'nın intiharı ne kadar belirsizse, çift yarık deneyinde elektronun hangi yarıktan geçtiği de o kadar belirsiz. fark şu: edebiyat bu belirsizliği anlamlandırmaya çalışır, fizik ise formüle etmeye. biri dalga fonksiyonunu çökertirken diğeri anlatıcıyı çökertiyor.

    bana kalırsa bu karşılaştırmanın asıl değeri, iki farklı bilgi üretme biçimini yan yana koyması. dünya klasikleri insanın içsel karmaşıklığını, kuantum fiziği ise dışsal karmaşıklığı temsil ediyor. ikisini aynı kefeye koymak saçma ama ikisini de aynı anda düşünmek, yani hem roman okurken hem kuantum düşünmek, insanın dünyayı anlama kapasitesini genişletiyor. sonuçta ikisi de gerçekliğin farklı katmanlarına açılan kapılar. biri hikaye anlatır, diğeri yasa anlatır; ikisi de anlatır işte. (bkz: #AXnA9k8jL3NTBR-WPVRgH)

Detay sayfası